Bazen en güçlü sözler fısıltıyla söylenir, ancak bazı fısıltılar doğrudan düzenin kalbine yönelir. Kırgızistan’ın bozkırlarından yükselen Zere’nin sesi, yalnızca kişisel bir hikâye anlatmakla kalmıyor; patriyarkanın gündelik kurduğu görünmez sınırları da teşhir ediyor.
“Yevmiyemi hiç kendim almadım”
Adana’nın damgalı mahallelerinden birinde, bir veteriner kliniğinde karşılaştık Güllü ile. Sohbet derinleşince röportaja dönüştü. Ailesinin yanında güvencesiz bir işte uzun dönem çalışan Güllü, “Mesela ben yevmiyemi hiç kendim almadım. Genelde aile yakınım alıyordu. Hiç haberim bile olmazdı” diyor.
Buket Uzuner ile “Kız Neşesi” üzerine
Podcast serimizin bu bölümünde yazar Buket Uzuner ile “Kız Neşesi” üzerine konuştuk. Buket “Bu kız neşesi aslında insan türünün devamı için kadına verilmiş bir enerji, güç, dayanıklılık” diyor.
“Eğitim politikasının değiştirilmesi gerekiyor”
“Ebeveynler arasında son 10 yıldır trend haline gelen, ‘prens ve prenses yetiştirme’ eğilimi var. Sınırlarını bilmeyen öğrencilerle karşı karşıyayız. Çocukların aileleri ise öğretmenlere değer vermiyor. En küçük bir durumda hemen Cimer’e şikayet ediliyoruz. Bu polisiye tedbirlerle çözülmez. Esaslı bir biçimde güvenli bir okul politikasının oluşturulması gerekiyor. Bu da çok boyutlu olarak eğitim politikasının değiştirilmesini gerektiriyor.” Okul saldırılarını öğretmenlerle görüştük.
sarı zarflar üzerine
“sanat insanlığın en önemli değerlerinden biri, akademik üretim de çok önemli. ama dünyanın bunlar aracılığıyla dönüştürülebileceği fikri doğru değil. dünya, kelimenin genişletilmiş tanımıyla politikayla yani bir politik grupta yer almaktan sendikal faaliyete, sığınmaevi kurmaktan çevre eylemciliğine uzanan yelpazede politik eylemlilikle değişebilir. dünyada görmeyi umut ettiğimiz değişimin parçası olmak başka türlü mümkün değil.”














